20 Mayıs 2010 Perşembe

"Yanık Ülke", Gençlik ve Spor


Hafta sonlarını en güzel değerlendirmenin yolu bence doğa yürüyüşleri yapmak. Bölgemizin coğrafi olarak elverişliliği, çevremizdeki doğal ve tarihi güzellikler, mevsimsel olarak da uygun dönemler seçildiğinde hafta sonları için gerçekten bulunmaz fırsatlar sunuyor. Bu çerçevede yapılan gezi ve yürüyüşlere gönlümden geçtiği kadar çok katılamasam da, yaşamımda daha fazla imkan oluşturmak istiyor ve öncülük edenleri de tam destekliyorum. Bu hafta sonumuzu da Manisa Tenis Dağcılık Spor Kulübü öncülüğünde böylesi bir etkinlik kapsamında değerlendirme şansını yakaladık. Bu organizasyonu yapan sevgili arkadaşımız Fuat Kuloğlu'nun ifadesi ile "Bir volkanın üzerine çıktık, kraterini gördük, Kula'nın nefis pidelerinin (özellikle de şekerli pidesinin) tadına baktık, bir asırdan fazla zamandan beri ayakta duran evlerini gördük, ardından da doğanın oluşturduğu mimarisiyle peri bacalarını izledik."

Daha önceki 23 Nisan konulu yazımda da belirttiğim gibi 19 Mayıs, yazı karşılayan duruşuyla yaşamın baharından çıkıp olgunlaşmaya başlayan bir gençlik ateşi gibidir. Biz de genç arkadaşlarımız ile birlikte, gençliğin bayramının hemen öncesindeki bu Pazar gününde Anadolu'nun en genç volkanının kraterine tırmandık. Lavların yakıp geçtiği arazilerde, ateşten bir nehrin yatağından yürüdük önce, sonra da volkanın ağzından fışkırıp eteklere doğru süzülen taştan köpüklerin üzerinden geçtik kayarak. Yükseldikçe mevkiimiz, aşağıda uzanan kilometrelerce tüf griliği karşısında büyüdü göz bebeklerimiz. 1,1 Milyon yıl ile yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar üç farklı süreçte gerçekleşmiş felaketlerin izleri, dün gibi karşımızda duruyordu. Başka hiçbir gerçeklik bu kadar ürkütücü olabilir mi dedirten bu manzaranın adı: Katakekaumene'ydi. Sandal Divlit isimli mürekkep okkasına benzeyen en genç volkan konisi üzerine yaptığımız bu heyecanlı tırmanış bölgedeki benzersiz doğa oluşumunun yalnızca küçük bir parçasını görmemizi sağladı. Bölgedeki diğer zenginlikleri kısaca sayacak olursak; Gediz havzasının civarındaki volkanizmanın oluşturduğu doğal yapı, peri bacaları, kanlı kaya ve prehistorik döneme ait ayak izlerini bir çatı altında toplayabiliriz. Bu çatının altındakiler AB destekli bir proje kapsamına alınmış, kısaca bu projeden bahsetmek istiyorum. Bu proje Türkiye'nin ilk jeopark örgütlenmesi "Yanık Ülke Jeoparkı" adı ve  "jeolojik anıtlardan kültürel mirasa ayak izleri" sloganıyla tanıtımı yapılıyor. Projeye Kula çarşısındaki demirci ustaları, dokumalar ve yörenin şifalı sularına kadar her şey dahil edilmiş. Bu projeye katılmak isteyen gönüllüleri bir araya getiren "Katakekaumene Jeopark Gönüllüleri" adlı bir grup oluşturulmuş Facebook'ta, ayrıca daha geniş bilgi için: www.geoparkula.org adresini de ziyaret edebilirsiniz.

Gelelim gezimizin devamına, Kula merkezindeki çay bahçesinde biraz dinlenip hemen ilerideki pidecide enfes pidelerimizi yedikten sonra, çarşıda ufak bir tur attık. Kaybolmaya yüz tutmuş bir çok meslek dalı Kula çarşısında hala direniyor. Bunlardan bazıları; demircilik, saraçlık (at koşum takımı yapımı), bakırcılık, debbahlık (dericilik), ayakkabıcılık, leblebicilik, keçecilik, kalaycılık, semercilik, yorgancılık, ayakkabıcılık. Misafirperver çarşı esnafının arasından geçerken onların kamera görüntülerini de almayı ihmal etmeden hızlıca ilerledik. Karşımızda hayranlık uyandıran ihtişamlarıyla Kula Evleri'ni gördük birdenbire, en ilgi çekici olan ortak yönleri her evin kendine has bir duruşunun olmasıydı, en güzeli ise hemen kapıyı açıp sizi içeri davet etmeye hazır olan ev sahiplerine avluda ya da kapı önünde rastlayabilecek olmanız. Kenan Evren Etnografya Müzesi de gezimizin önemli durak noktalarından biri oldu, öğrendiğimiz kadarıyla kendisi bu evde doğmuş. 18-19. yy Osmanlı dönemine ait bu evlerde; Türk evlerinin girişinde avlu, eyvan denilen bahçelerinin olduğunu, Rum evlerinde ise bahçe olmadığını da öğrendik. Sonrasında ise perileri sakin uykularından uyandırmadan usulca gezimizi tamamladık.

Spor olarak değerlendirildiğinde yorucu olmayan, ailecek katılabileceğiniz rahatlıkta bir yürüyüş, sosyal etkinlik olarak değerlendirildiğinde ise eşsiz bir deneyim sağlayan, hem kültürel hem de dostluk bağlarını güçlendiren doyurucu bir aktiviteydi. Manisa Tenis Dağcılık Kulübü yetkililerini tebrik ediyor, bu konudaki eksikliği görüp bu tür doğa yürüyüşlerini düzenledikleri için teşekkür ediyoruz. Günlük rutinimiz içerisine sağlıklı yaşam aktiviteleri katabilmek, çocuklarımızı da bu yönde geliştirmek yarınlarımız için bir tür sağlık sigortası yaptırmak gibi değil mi? Nasıl ki primlerinizi düzenli ödersek sigortadan faydalanabiliriz, sağlıklı yaşam da öyle bir bütünlük içerisinde düşünülebilir. Atatürk’ü analım, onun gösterdiği yolda genç ve dinç adımlarla ilerleyelim. Bayramınız kutlu olsun.

Manisa Haber Gazetesi: 19 Mayıs 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür eder, yeni yorumlarınızı dört gözle beklerim.

Yine gelin...