5 Mayıs 2010 Çarşamba

Saatli Maarif Takvimi, Hızır-İlyas ve Hıdrellez

Bir dönem evlerin en vazgeçilmezi olan Saatli Maarif Takvimi'ni halen kullananlardan biri olarak bu sabah elime alıp baktığımda içim sevinç ile doldu. Eğer bir takvim yaprağını alıp bakarsanız bugün, üzerinde "Kasım günlerinin bitişi" yazdığını görürsünüz. Yarın ise "Hızır günlerinin başlaması" ifadesi yer alacaktır aynı yerde. Ne çok şeyi anlatır bu iki kısa ifade aslında; bu yıl da insanlığın ortak kutsal günlerinden biri olan "Hıdrellez" gelmiştir. 6 Mayıs-8 Kasım arasındaki 186 günlük Ruz-i Hızır adı verilen Hızır günlerinin başlangıcı, 8 Kasım 5 Mayıs arasındaki 179 günün, Ruz-i Kasım'ın yani Kasım günlerinin bitişidir bugün. 26 Aralık 1925'te Miladi (Gregoryen) takvimin kabulü ile 6 Mayıs'a karşılık gelen, ondan öncesinde ise Jülyen takviminde 23 Nisan'a denk düşen, doğanın uyanışının, hayati bir dönüşümün takvimimizdeki temsilidir.

Hıdrellez kutlamalarında bazı gelenekler mutlaka yerine getirilir. Manisa'da günler öncesinden bahar temizlikleri ile başlayan, eskilerin evden atıldığı ve badana boya ile evlerin tazelendiği, kışın rehavetinden kurtulduğu günlerin ardından, o gün gelir. O sabah gün doğmadan beyazlar giyilip yeşilliklere ve su başlarına gidilir, çiçeklerden taç takılır, gül dalına  dilekler bağlanır hangisi daha çok uzadı diye sabahına müjde beklenir, gülün altına da su başından toplanan çakıl taşları ile bir evcik kurulur. Herkes muradına erme umudu ile tarifsiz bir huzur içindedir. Zira halk arasında bunlarla ilgili birtakım inanışlar oluşmuştur zaman içinde. Geleneğin aralıksız olarak yüzyıllardır pek çok kültürde yaygın olarak devam etmesine sebep olan güçlü inanış ve beklentiler vardır. Sağlık-şifa arayışları, yeşillik-gelişme-yetişme, bereket, bolluk, uğur-şans, mucize-keramet, talih, kısmet arayış ve beklentileri gibi pek çok şekilde tasnif edebileceğiniz çeşitliliktedir bu dilekler.

Hızır, Ab-ı Hayat içerek ölümsüzleşmenin, yaşamın tazelenmesinin imgesi olarak anılıyor pek çok yazılı ve sözlü kaynakta. Mitolojide ise Hıdrellez, hava ve suyun efsunlanması olarak tarif edilen ve Hızır'ın sıcaklığı, İlyas'ın da suyu temsil ettiği, Ab-ı Hayat kavuşmasıdır. Bu mitolojik efsane pek çok kültürce benimsenmiştir. Konuyu biraz daha açarsak, örneğin; Hristiyanlık dünyası iki farklı isim altında ama aynı kapsamda kutluyor bu günü, Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler ise St. Georges Günü diyorlar. Bu iki günün de kendine özgü hikayeleri var, özleri yine temel imge ile örtüşüyor. Diğer yandan Yahudilikte, Elyas efsanesi, Hz. İlyas'ın Ab-Hayat'ı içip Hızır oluşunu anlatıyor. Romanlar da eski Mısır'a kadar uzanan Çingene mitolojisinde geçen bu günü Kakava adını verdikleri şenlikler ile kutluyorlar. Halk inançlarında kült niteliği kazanan Hızır, İslamiyet öncesinde "Gök Sakallı, Ak Sakallı Kocalar" gibi medet umulan, yardım istenen, akıl danışılan, kılavuzluk etmesi beklenen, barış, mutluluk, sağlık, refah getirdiğine inanılan bir kurtarıcı güç olarak telakki edilmiştir. Hıdrellez, Orta Asya'da bugün halen çok farklı isimler ile Türklerin Ergenekon'dan çıkışının temsili ve önemli bir bayram olarak kutlanmaktadır. Hızır'a atfedilen birçok vasıf, eski dönemlerin sosyal, dinî hayatı ve İslâmî yapısı ile tekrar şekillenerek yeni bir oluşumu ortaya çıkarmıştır. Tasavvufta da çeşitli kaynaklarda belirtildiği gibi, birtakım kişileri velayet mertebesine ulaştırması, tasavvufî sırları öğretmesi, gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olması ve zor durumlarda imdada koşması, Hızır'ın fonksiyonlarındandır. Hangi açıdan bakarsanız bakın Hızır, esas olarak ilahî güçle donatılmış bir gücün ortak sembolüdür.

Sayılan tüm uygarlıklar tarih içinde Manisa'dan geçmiş, kentimize pek çok değer katmıştır. Bu değerler yalnızca "tarihi eserler" olarak değil, birbirine harmanlanmış kültürel değerler olarak da günümüze ulaşmıştır. Folklorik unsurları ve etnik yönleri ile pek çok akademik çalışmaya konu olmuş olan Hıdrellez'in bu değerler arasında başka bir yeri ve tamamen kendine özgü bir festival süreci var. Mesir''in karılması ile başlayan bu süreç, macunun içindeki 41 çeşit baharat, bu baharatlardan gelen şifa yönü ve halka saçılışındaki talih arayışına kadar, Hıdırellez'e ithaf edilen tüm unsurları kendinde toplamış hazır bir seremoni gibidir. Adeta Ab-ı Hayat'ın paketlenmiş ve Hıdrellez öncesi halka sunulmuş şeklidir. Bu kutsal hediye dualar ile karılır ve kutsal bir mekanın üzerinden halka saçılır. Tıpkı tasavvuftaki gibi eller şifaya uzanır, tören bu son aşamanın tamamlanması ile eksiksiz olarak amacına ulaşmış olur. İnançların tabiatın kanunlarıyla böylesine kesiştiği başka bir örnek daha var mıdır dersiniz? İşte bütün bu şifa, kutsanmışlık, kısmet, bolluk ve bereket arayışı bugün, sıcaklar bastırmadan bir kez daha bu kentin insanlarını Ağlayan Kaya, Çay Başı Deresi, Manisa Kalesi ve son durakta Süt Dede'ye, Spil'in eteklerindeki çayırlıklara çekecek. Hıdrellez'iniz kutlu olsun, hepinizin o yeşilliklerde Hızır ile karşılaşmanızı dilerim.


Manisa Haber Gazetesi: 5 Mayıs 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür eder, yeni yorumlarınızı dört gözle beklerim.

Yine gelin...