Caddeler, Sokaklar ve Patikalar
Bir kentin sokakları nasıl oluşur bilir misiniz milyonlarca adımla? Kimbilir kimler, hangi düşünceler ile arşınlayarak geçmiştir o kaldırımlardan, hangi tür taşıtlar kemirmiştir asfaltını, hangi minik patiler gezinmiştir seher vakti usulca onların ardından.Sessiz ve kuytu seyirlikler gibi ormanın içlerine sokulan bir patikadan yürüyelim mi hep birlikte? Hemen şuracıkta boylu boyunca yanımıza uzanıveren ve minik şırıltılarıyla bize eşlik eden derecik mi bizi daha çok dinlendirir, yoksa dalların arasında cıvıldayan neşeli serçeler mi? İlerleyelim bir müddet, bu patika muhakkak bizi misafir edecektir en güzel şekilde.
Şehirden uzaklaşmanın, zihnimizdeki gürültüden sıyrılıp yeni bir nefes almanın en güzel yoludur doğada yürüyüş. Biz de Manisalılar olarak bu konuda ne kadar da şanslıyız değil mi?
Üç adımda Spil'in eteklerinde harika bir gün geçirebilirsiniz; ister doğuya gidin ister batıya, güneye ya da kuzeye.
Kentin dört yanında mangal partileri düzenlenir, cemreler düşmeye başladığında;
sokak araları birden şenlenir, balkonlara masalar atılıverir.
Zaten o sokak araları değil midir bir kenti vareden?
Hani kafanızı kaldırdığınızda gördüğünüz meraklı Melahat hanım ya da huysuz Müjdat bey olmazsa o sokağın ne kıymeti olur ki?
Ömrünü o sokağa vermiş gönüllü muhtarlar, bahçelerinden çay kaşıklarının sesleri geldiğinde birden toplaşıveren o eski komşular.
Sokağın bıçkın delikanlısı, gençkızları, abileri neredeler şimdi?
Annelerinden babalarından kalan o güzelim bahçeli evler yerine yükselen apartmanların hangi katındalar acaba?
Hani herkesin kendini bulduğu, yuvasında hissettiği o sokaklar da halen aynı yerinde duruyor aslında.
Diğer yanda mahalle bakkalı da taşındı mı nedir?
Yoksa marketler zincirinin o soğuk kasası kredi kartımızı daha mı çok benimsedi bakkal amcadan?
O sokaktan geçen ayaklar, şimdilerde hangi kafaları taşıyor yalınayak terlikleriyle?
Peki ya caddeler, o ayakların en güzel ayakkabılarını giymiş hallerinin dolandığı caddeler?
Onlar da bir çay içmeye uğradığınızda eve ne lazımsa alıp çıktığınız dükkanlarının yerine gelen mağazaların yürüyen merdivenlerine mi kandılar dersiniz?
Hayır, kanmış olamazlar aslında; meydanlarında dolaşan kadınlarına korkusuzca sahip çıkan, parklarında çocuklarının başında nöbet bekleyen anneleri olmadan oynadığı bir kente de tanıktır bu caddeler.
Bir şekilde eskiye özlem gibi görünse de anlatılanlar, dikkatle bakarsanız satır aralarında özlem duyulan aslında başka bir şeydir.
O patika da yürürken aldığımız havayı evimizin bahçesinde balkonunda alma özlemidir.
Geçen yıl Boğaziçi Üniversitesi'nde katıldığım bir konferansta profesör bir mimar altını çizerek dinleyicilere şöyle demişti: "İnsanoğlunun doğası apartman yaşamına uygun değildir, yan yana nizamda oluşturulmuş sokaklar, birbirini uygun mesafeden gören evler ancak insanı mutlu eder." Ben de ekliyorum ve diyorum ki; o evleri gölgeleyen ağaçlar ile çevrelenmeli bahçeler ki çok sevdiğim bir dostumun ifadesi ile yazı da kışı da tadında yaşamak mümkün olabilsin.
Bir an önce kışın havasını, yazın da sıcağını hapseden apartmanlarını aralayıp sokaklarımıza biraz nefes aldırabilirsek belki, o mangal partilerini komşularımızda birlikte ferah sitelerimizin havuz başında yapabilmek kısmet olur bizlere de, tıpkı o hayran olduğumuz modern kentlerin insanları gibi.
Zenginlik bu değil mi? Evet zenginlik bu elbette, üstelik o apartman dairesinin maliyetinden çok da fazla bir para da gerekmiyor.
Bir gün tekrar bunu gerçekleştirebilirsek, işte o zaman mahallelerimiz, sokak aralarımız ve şenlikli meydanlarımızdan etrafımıza baktığımızda bir tablo gibi gözümüzü şenlendirir çevremiz.
Temiz sokak araları, çiçeklenmiş yol kenarları şehrin insanının gününe neler neler katar. Bu intizam uygarlığın önemli bir göstergesi ise; kapının önünü temiz tutmak da bizim atalarımızdan kalma en harika ve en sahipsiz kalmış armağanımızdır belki de.
İlk yazım ile sizlere bir pencere açmak istedim. Bu pencereden bakmak ve görmek istediğimiz kenti, sokak aralarında keyifle dolaşarak anlatmak istiyorum. Bundan sonraki yazılarımda da "Kent ve Yaşam" adını taşıyan bu köşede sizler ile bu pencereden söyleşeceğiz.
Manisa Haber Gazetesi, 7 Nisan 2010 Çarşamba



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür eder, yeni yorumlarınızı dört gözle beklerim.
Yine gelin...